Yorgunken Seks Yapmayın!

Written by admin on . Posted in Psikiyatri

seks

Erkeklerin seks gelecek kaygıları, kadınların eğitim, kariyer, evlilik ve çocuklarla ilgili yükleri çoğu zaman onlara ağır geliyor ve daha yorgun hissetmelerine yol açıyor…

Erkekler yorgunken özellikle hızlı seksi tercih ederken, kadınlar ise yorgunluğu bahane ederek kısa ve hızlı bir sevişmedense uyumayı tercih ediyor. Bu nedenle yorgunluğun hem erkek hem de kadın için anlamını keşfetmek ve ortak bir tanımlama yapmak önem taşıyor. Ancak yorgunluk için genel bir tanımlama yapmak oldukça zor…

seks

Genel güçsüzlük, çabuk yorulma, konsantrasyon güçlüğü, normal aktivite sırasında ya da sonrasında tükenmişlik hissi, aktiviteye başlamak için yeterli enerji olmadığı hissi olarak ifade edilen yorgunluğun birçok sebebi olabiliyor. Başta cinsel yaşam olmak üzere, iş performansını, aile yaşamını ve sosyal ilişkileri olumsuz etkileyen yorgunluğun nedenlerini ve yorgunlukla başa çıkma yollarını çok iyi bilmek gerekiyor. Yorgunluğun en sık nedenleri arasında aşırı egzersiz yapma, uyku bozuklukları, beslenme yetersizlikleri, kondisyon eksikliği, üst solunum yolu enfeksiyonları, kansızlık, tiroit ve akciğer hastalıkları, ilaçlar (sakinleştiriciler, depresyon, alerji ve tansiyon ilaçları, kas gevşeticiler ve pek çok antibiyotik) viral hastalıklar, kanser ve depresyon yer alıyor. Altı aydan uzun sürmesi halinde kronik yorgunluktan bahsediliyor.

SEKS İHTİYACI ZAMANA VE KOŞULLARA GÖRE DEĞİŞEBİLİYOR…

Uzun ve yorucu bir iş gününden sonra birçok çiftin yapmak isteyeceği tek şey eve gelip koltuğa uzanıp televizyonu açmak oluyor. Bunun da tek bir anlamı var; “Bugün sevişmek istemiyorum, yorgunum!” Yorgun olmak çifti sadece cinsellikten değil genel olarak her şeyden uzaklaştırıyor. Oysa yorgunluk durumunda her çiftin seks ihtiyacı zamana ve koşullara göre değişebiliyor. Zor koşullarda çiftler seks yapma rutinlerini değiştirerek ve farklı şeyler deneyerek, daha renkli ve tutkulu bir ilişkiye sahip olabiliyor. Birbirlerini fazla zamanla ödüllendirdiklerinde sadece fiziksel değil, duygusal seksin de tadına varabiliyorlar. Böylece çift hem birbirini daha yakın hissedebiliyor hem de birbirlerini ne kadar sevdiklerini gösterme şansını elde edebiliyor.

seks

Seks yaparken sadece fiziksel hazzı değil, duygusal hazzı da düşünmek gerekiyor. Çünkü her ne kadar aksi düşünülse de, insanlar sadece fiziksel zevkler için seks yapmıyor. Bazen sadece sevildiklerini, arzulandıklarını, değerli olduklarını ve bir başkasının onlara değer verdiğini hissetmek için insanlar partnerleriyle sevişmek, bazen de sadece boşalıp rahatlayabilmek için seks istiyor.

YORGUN ÇİFTLER İÇİN SEKS ÖNERİLERİ…

Yorgunluğun çiftler üzerinde yıpratıcı bir etkisi olduğu tartışılmaz… Çünkü yorgunluk cinsel hayatı zora sokabiliyor ve tüm günü yorgun geçiren çiftlerin “Seks yaparak eğlenmeye halimiz kalmıyor!” veya “Bugün seks yapmak için çok yorgun hissediyorum?” yakınmaları, onların birbirlerinden uzaklaşmalarına zemin hazırlayabiliyor. Oysa hem yorgunluğu giderecek hem de seks için vücudu ateşleyecek bir takım uygulamalar ile bu sorun ortadan kaldırılabiliyor. Hızlı hareket etmek çoğu zaman enerji gerektiriyor. Bu nedenle yorgun olunduğunda ağır çekim bir gece geçirmek, güzel bir meditasyon duşu almak, sonrasında nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak, ardından erotik masaj ile günün yorgunluğunu almak, yavaşça dokunurken daha yoğun hisler yaşamak, ufak öpücükler kondurmak, daha şehvetli dokunmaya özen göstermek mümkün… Hatta yavaş çekim hareketlerle sevişirken tamamen durarak kısa aralıklar vermek ve normalde gözden kaçan birçok ayrıntı keşfetmek keyifli olabiliyor.

seks

RAHAT POZİSYONLAR TERCİH EDİN…

Çift ne kadar yorgun olursa olsun, seks yaparak dinlenebiliyor ve hormonlarının varlığını hatırlayabiliyor. Çünkü partnerle birlikte zaman geçirmek, sarılmak ve okşamak, yorucu olmayan pozisyonları denemek, erotik masaj yapmak çok güzel bir deneyim olabiliyor. Çifti yormayan ve zorluk derecesi düşük olan birçok seks pozisyonu var… Yorgunken (1) çiftin yan yana uzanabileceği kaşık pozisyonunu, (2) kadının yatakta uzandığı, erkeğin yatağın kenarında ayakta durduğu pozisyonu, (3) klasik misyoner pozisyonunu (erkek üstteyken ellerinden değil, dirseklerini yatağa dayamak yoluyla) veya (4) binici pozisyonunu (kadın bacaklarından destek almak yerine yatağın başına tutunarak hareket kuvvetini oradan alabilir ve sadece vajina kaslarını sıkıp bırakabilir) tercih etmek önem taşıyor.

BRONZ SEKSİ DENEYİN…

Seks yapmak; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olarak tarif ediyoruz. Çiftler bu sanatı icra ederken altın, gümüş ve bronz olmak üzere üç tür seks deneyimi yaşayabiliyor. “Altın seks” adını verdiğimiz kaliteli seks ortalama iki saat sürüyor. Daha çok yaşanan ve “gümüş seks” adını verdiğimiz normal seks ortalama otuz dakika sürüyor. Daha nadir yaşanan ve “bronz seks” adını verdiğimiz hızlı seks ise ortalama üç beş dakika sürüyor, ışık hızında ve çabucak… Kadının erkeği reddetmek yerine onun tatmini sağlamasına izin verdiği ve daha çok erkeğin boşalıp rahatlamasını hedef alan bronz seks, erkeğin adrenalinin tepeye vurmasını sağlıyor.

seks

Çiftlerin seks repertuarlarına erkeklerin fiziksel (boşalma ve rahatlama) kadınların ise duygusal (sevdikleri erkek tarafından arzulanma ve onu tatmin etmenin keyfi) tatminlerinin ön planda olduğu bronz seks deneyimlerini eklemeleri, hem yorgunken çok özel deneyimler yaşanması hem de yakın ilişkilerde tutkunun devam etmesi için işe yarayabiliyor. Kadın bazen seks yaparken tam havaya giremeyebiliyor, orgazm taklidi yapmak yerine, samimi ve dürüstçe “Haydi bronz seks yapalım!” diyebiliyor. Böylece hem eşini yarı yolda bırakmıyor hem tahrik olma konusunda endişelenmesine gerek kalmıyor hem de bir açıklama yapmak zorunda olmuyor. Bu aynı zamanda kadının erkeğe bir moral hediyesi oluyor, onu ne kadar çok sevdiğini hissettiriyor.

Ayrıca çoğu zaman erkeğin kadına sarılması, onu arzulaması ve onunla tatmin olması kadına yetebiliyor. Seks yapma havasında olmasa bile, eşini baştan çıkarabileceğini düşünmek kadına zevk verebiliyor. Hatta bazen çift bronz sekse başlıyor ve zamanla kadın havaya girerek tahrik olabiliyor ve çift gümüş sekse geçiş yapabiliyor. Bronz sekse başlayan bir kadın gerçekten havasında olup olmadığını da anlayabiliyor. Erkek, kadını sevgi ve değer verme yönünden desteklendiğini hissettirirse, daha çok gümüş seks ve ara sıra da altın seks deneyimi yaşatacağını vaat ederse, kadın bronz seks fikrine daha açık olabiliyor.

ABD’de polis hastaneye götürdüğü hastayı yolda öldürdü

Written by admin on . Posted in Psikiyatri

ABD'de polis hastaneye götürdüğü hastayı yolda öldürdü

 ABD’de ruh sağlığı bozuk hasta, hastaneye taşınması sırasında polisin ateş etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Kuzey Carolina eyaletinin Iredell kentinde, Scott Culler adlı komiser, polis aracıyla 41 yaşındaki Adam Daniel Lopp adlı psikiyatri hastası hastaneye götürürken, kendisine saldırdığı gerekçesiyle ateş ederek, öldürdü.

POLİS, ÇIKAN TARTIŞMA SONRASI VURDU

Irdell Şerif bürosundan yapılan açıklamada, komiser Culler’la hasta Lopp arasında tartışma çıktığı ve Culler’in hastanın geri durmasını istediği ve daha sonra ateş ettiği belirtildi. Şerif bürosu, hasta Lopp’ta silah olup olmadığıyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı.

HİÇBİR ADLİ SUÇ OLMADIĞI BELİRTİLDİ

Charlotte’taki NBC televizyonunun haberinde ise öldürülen hastanın hiçbir adli suç kaydının olmadığı belirtildi. Kuzey Carolina Eyalet Soruşturma Bürosu, idari izinde bulunan polise ceza davasının açılıp açılmaması konusunda değerlendirmede bulunacak.

ABD’DE AKIL HASTASI KİŞİLER POLİS ŞİDDETİNE MARUZ KALIYOR

ABD’de polisin müdahil olduğu birçok ölümcül ve yaralanmayla sonuçlanan olayla ilgili yapılan soruşturma sonuçları, akıl hastası kişilerin çok daha fazla polis şiddetine maruz kaldığını ve hatta polis gözetimi altındayken dahi hayatını kaybettiklerini gösteriyor.

ilk Cinsel ilişki Ne Zaman Yaşanmalı?

Written by admin on . Posted in Psikiyatri

ERGENLİK DÖNEMİ SAĞLIKLI BİR CİNSELLİK İÇİN UYGUN BİR DÖNEM DEĞİLDİR

ilk cinsel ilişki

Çoğu ergen için ilk cinsel ilişkinin ne zaman yaşancağı konusu, üzerinde sıklıkla düşündükleri ve konuştukları önemli bir gündemdir. Diğer yandan ergen aileleri de bu konuda en az onlar kadar kaygılıdır. Peki, ilk cinsel ilişki ne zaman yaşanmalı? Ergenlik dönemi ilk cinsel deneyim için uygun bir dönem mi? Psikolojik Danışman Dolunay Kadıoğlu aklımıza takılan tüm soruları yanıtlıyor.

SEKS ACI VERİYORSA DİKKAT!

Written by admin on . Posted in Psikiyatri

seks aci veriyorsaCinsellik size zevkten çok acı vermeye başladıysa bu, ortada bir sorun olduğunun işareti… En iyisi bu acıyı hafife almayın ve bir an önce kaynağını bulun.

Yapılan araştırmalar, kadınların büyük bir çoğunluğunun yatakta acı çektiğini gösteriyor. Fakat bu acı karşı cinsin verdiği bir acı değil, genelde hastalıkların neden olduğu ağrılar olarak görülüyor. Sebeplerinin yüzde 80’i jinekolojik hastalıklara bağlı olan bu ağrıların nedenleri arasında sadece fizyolojik değil, aynı zamanda psikolojik nedenler de görülebiliyor. Ağrılı cinsel ilişki yani disparoni’de, cinsel ilişkide birleşme anı geldiğinde vajina girişinde ya da daha derinlerde kasık bölgesinde ağrı, acı, yanma, batma gibi istemsiz durumlar hissediliyor. Ağrılı cinsel ilişki birçok kadının fark etmediği, önemsemediği ya da katlanmak zorunda kaldığı bir durum. Oysa bu durum yanlış yerleşmiş kültürel bir saplantı. Zamanla cinsel ilişkinin sosyal hayatın önemli bir parçası haline gelmesiyle bu sıkıntının çözüm arayışları da arttı. Cinsel ilişkide ağrıyla karşı karşıya kalan bir kadının, öncelikle jinekolog tarafından muayene edilmesi gerekiyor. Eğer herhangi bir jinekolojik sorun yoksa, bu durumda psikolojik sorunların araştırılması gerekiyor.

Yıllar sonra da görülebiliyor
Ağrılı cinsel ilişki, ilk ilişkiye girildiğinde görülebildiği gibi yıllar sonra da ortaya çıkabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nevzat Melih Gündüz, “Ağrı hemen dış cinsel organ girişinde ise yüzeysel, vajinada ise orta ve rahim ağzı ya da kasıkta ise derin ağrı olarak biliniyor” diyor.

Vajinismus, en önemli nedenlerden biri
Vajinismus, tamamen psikolojik olarak baskı altında kalmış kadınların, çocukluktan itibaren almış olduğu baskı altındaki cinsel bilgiden kaynaklanabiliyor. Bu kişiler, evlenene kadar yasak, ayıp, günah şeklinde cinsel bilgilerle dolduruluyor ve ardından ilk cinsel deneyimlerini yaşamak zorunda kalıyor. Korku ve acı ile panik olarak yaşanılan ilk cinsel deneyim, bir göreve dönüşüyor. Cinsel ilişki ağrısı kaçınılmaz olarak devam ediyor. Bu hastalığın tedavisi psikolojik oluyor ve seanslar şeklinde konunun uzmanlarınca yapılıyor.

Tutkulu, aşk kadınları ve yarattıkları süpermenler

Written by admin on . Posted in Psikiyatri

ask supermenleriAslında o benim yansımamdı, benim hayallerim, benim tutkum, benim varoluşuma yüklediğim anlamdı… O kendi başına anlamsızdı, öylesine bir insandı, soğuk havada üşüyen, sıcakta terleyen, karnı acıkan, zayıflıkları ve zaafları, kompleksleri olan bir insan… Sıradan…Kimdi o gerçekte bilmiyorum, bildiğim onun benim yansımam olduğu sadece… Benim tutkumun, benim hayallerimin, benim duygusal ihtiyaçlarımın…

Bugün aslında dündü şeklinde yaşanan monoton hayat, iç sıkıntısı, zoraki sosyalleşme girişimleri, sorumluluklar, kaygılar ve tüm bunların biteceği günü beklerken biten şeyin sadece zaman olmasından duyulan yoğun acı… Çocukken kimse hayatın böyle olmayacağını söylememişti bana, tüm görevlerini yerine getirirsen her şey mükemmel olur ve sonsuza kadar mutlu yaşarsın. Aşkı masallardan öğrenen her kadın gibi kaç yaşında olursan ol beyaz atlı prensin çıkıp gelmesini bekledim hayalkırıklığına uğradığım yetişkinlik hayatında. Sonra bir gün geldi ve o çıkıverdi karşıma… Beyaz atı yoktu, yakışıklı da sayılmazdı ama o bir süper kahramandı çünkü içimdeki tüm sevme kapasitesi, tutku ve hayallerimi canlandırıvermişti. O sıradan değildi, o süpermendi ama bir tek ben biliyordum bunu.  Aynı Clark Kent gibi sünepe görüntüsünün altında dünyayı kurtaran mükemmel erkek yatıyordu. O romantik, zeki, sonsuz sevme kapasitesi olan, anlayışlı, sarıp sarmalayan, zor anımda destek olabilen, dürüst, beni sahiplenen güçlü bir erkekti…Evet evet yanılıyor olamazdım, saçlarımı okşadığı an tüm dünya duruyor, o an anlam kazanıyordu ve o anlam hayatın tüm alanlarına yayılıveriyordu ışık hızıyla… Sanki varoluşumun anlamını yeni bulmuş gibiydim, ben beyaz atlı prensimi bulmuştum, süper kahramanımı, masallardan dinlediğim gerçek aşkı…

Hata yaptığı zaman, tüm kadınsı şevkatimle anlamaya çalışıp hatasının sebeplerini bulmaya çalışırdım, her zaman onu haklı çıkartacak bir sebep olurdu; çocukluğu, mutsuz aile yaşamı, iş stresi… Yoksa o beni kıramazdı, ben onu anlamalıydım, affedici olmalıydım, beni kırdığı zamanlar bile sebep bendim aslında çünkü o bir süper kahramandı ben de sıradan bir kadın; o hata yapmazdı eminim ki geçerli bir sebebi vardır dedim hep . Güzel bir söz, şevkat dolu bir an yeterdi tüm kırgınlıkları gidermeye, ben sadece onu daha mutlu etmek için napabilirim, beni daha çok sevmesi için ne yapabilirim diye çırpınıyordum. Yakınlarımın onunla ilgili uyarılarına karşı göğsümü gerip savunuyordum onu, sonuçta kimse bilemezdi aslında onun nasıl eşsiz bir insan olduğunu, bir anlık mutluluk için bile olsa herşeyi görmezden gelebileceğimi.  Sadece onunla daha fazla birlikte olmak istiyordum, onun nefesini daha fazla hissetmek, anlam kazanan anlarımın daha fazla olmasını… Bencil olamazdım; bir süper kahramanla birlikteyseniz her zorluğa, acıya tahammül etmeniz gerekiyor çünkü bu ödenmesi gereken bir bedeldir onunla olabilmek için, tıpkı her yaptığı hatayı affetmek ve  affedici sebepler bulabilmek gibi. 

Bahar depresyonu mu?

Written by admin on . Posted in Psikiyatri

bahar depresyonuBahar depresyonu nasıl bir şeydir Tanrım?! Hava güzel, açık, dışarıda güneş parlıyor, kuşlar cıvıl cıvıl ama gel gör ki insanın üzerinde bir yorgunluk, bıkkınlık, tükenmişlik hali, hayat başlı başlına bir külfetmiş gibi günü doldurma ruh hali…Hani havalar açınca insan mutlu olurdu? Hani yaşama sevinci dolardı insanın içine? E oldu mu bu böyle? Sabahları çalar saatin o sinir bozucu sesi ile uyanmak, aynanın karşısında bu kış da verilmemiş kilolarla yüzleşip okul forması haline gelmiş kıyafetleri üste geçirmek, işe gitmek için o korkunç sabah trafiğini çekmek ve tabii ki işte lüzumsuz bir çok insanla muhatap olma zorunluluğu…Her şey aynı…Hayat aynı, ömür geçiyor ve hayal ettiğim hiçbir şey bu bahar da gerçekleşmedi duygusu ile boğuşma…Falımda bu sene gerçek aşkı bulacağım söyleniyordu, hani nerede beyaz atlı prensim, nerede kaldı, yoksa o da bahar depresyonu rehaveti ile mi boğuşuyor, kendi varlığını mı sorguluyor? İşte herkes sokakta sevgilisi ile el ele geziyor, pusetlerin içinde çocuklarını dolaştırıyor bana ne zaman sıra gelecek? Gerçi onlar da ne kadar mutlu tartışılır. O kadar büyük hayallerle evlendikleri adamlar eşofmanlarını beline kadar çekip akşamları maç seyrederken sofrayı toplamak, çocuğa ödevini yaptırmak, ikinci çocuğu yapsam hayatım değişir mi diye düşünmek, doğumdan sonra bozulan vücudu her bahar spora yazılıp kan ter içinde şekle sokmaya çalışmak için uğraşmak çok da keyif verici olmasa gerek! Herkes hayatından şikayetçi, gerçekten bu havalar mı mahvetti insanları yoksa genel mutsuzluk hali parlayan güneş gibi parlamaya mı başladı bilemiyorum. Bu havalarda mı bir şey var yoksa insanlarda mı? Neden herkes mutsuz, depresif? Neden antidepresanlar kuruyemişten daha çok satar oldu? Ne eksik ya da ne fazla? Annem her zaman “Biz çocukken daha mutluydu insanlar, televizyon yoktu, internet yoktu, komşular birbirine gidip sohbet ederdi, yerdi içerdi, kilo derdi yoktu, eşlerin birbirini bu derece aldatması yoktu, aşk vardı, gerçek aşk vardı” diye anlatır. Teknoloji gerçekten bozdu mu bizi? Sanırım Amerikan kültürünün her zaman daha iyisi vardır, elde edebilirsin mesajları sanırım ilk başta televizyonla sızmaya başladı evlerimize, ruhumuzu ve giderek büyüdü benliğimizi sardı. Herkes daha iyisini istiyor, arıyor, Amerikan rüyası yaşamak istiyor, dolayısıyla elindekinden devamlı mutsuz, devamlı şikayet eder halde. İlişkiler, aşk hep daha iyisini bulma üzerine, sanal alemde sanal kimlikler ve kendinden memnun olmamanın getirdiği sanal benliklerle yaşanır hale geldi. Mutlu olmak için Avusturalya’ nın balta girmemiş ormanlarına taşınmak gerekmiyor tabii ama kopyala yapıştır şeklinde başkalarından kopyalayıp kendi hayatımıza uyarlamaya çalıştığımız planlardan ve bu mesajı ilet şeklinde başkalarının onayına sunduğumuz davranışlardan kurtulup biraz “ben” olabilmenin zamanı gelmedi mi artık?

Affedilemeyecek bir soru. Kilo mu aldın sen?

Written by admin on . Posted in Psikiyatri

kilomu aldin senBayanın Affedemeyeceği bir soru. Kilo mu aldın sen? Yabancı bir komedi dizisinde; bir anne ve baba hiçbir kızla ilişki kuramayan ve evde kaldığını düşündükleri oğullarına bir kız ayarlıyorlar ve kız için de  Daha yeni mide kelepçesi taktırdı, fazla kilolarını verip özgüveni yerine gelmeden onunla görüşüp çıkmaya başlamalısın  diyorlardı.  Anne ve babanın oğulları için buldukları kız kilo verince vasıfsız olduğunu düşündükleri oğullarına bakmayacaktı oysa kilolu iken var olanı kabul etmekten başka çaresi yoktu.

Özgüven bir insanın kendisi hakkında hissettiği ve kendisine verdiği değerdir.  İnsanın kendisine verdiği değer vücut kitle endeksinden bağımsızdır. Öte yandan kilolu insanın özgüveni olamayacağı hatta olmaması gerektiği inanışı günümüzde oldukça yaygın ne yazık ki… Her ne kadar birebir kimse bunu bilinçli bir şekilde düşünmese de yüksek sesle dile getirmese de kafalarımızın bir yerlerinde bu inanç dolanıp durmakta. Şöyle bir kendinizi gözünüzün önüne getirin; bir plajdasınız ve incecik birçok kadın bikini ile ortalarda salınıyor; sonra oldukça kilolu bir kadın bikinisi ile önünüzden geçiyor, siz şaşkınlıkla “Helal olsun bu vücuda rağmen bikini giyiyor, kendisine güveni ne kadar yüksek” diye içinizden geçirmez misiniz hiç?  Günümüzde, yaşadığımız çevrede kilolu olup istediğini giyip toplumun belirlediği standartların dışına çıkmak şaşılası bir durum değil midir? Özellikle de biz kadınlar için! Erkekler para, mevki ve iş ile kendilerini bir şekilde kilolu ya da atletik kabul ettirmeyi başarabilirken kadının kendisine toplumda bir yer edinebilmesi için ilk şart güzel olması gerektiğine dair bir inanış yok mudur? Zayıf olmak da güzelliğin olmazsa olmazıdır, hepimiz buna inanmıyor muyuz? Kilolu isen sadece yüzün güzel olabilir, bütün olarak güzel olmaya hakkın yoktur,  “yüzün çok güzel aslında kilo versen çok güzel olursun”  gibi iltifat mı hakaret mi olduğunu anlayamadığın yorumlara maruz kalırsın.  Zayıf değilsen güzel değilsindir, kendine güvenemezsin, kendine değer veremezsin, istediğini giyemezsin, işyerinde geri planda olman gerekir, bir yere gittiğinde kimse sana bakmaz, yakışıklı-zengin koca bulamazsın, aldatılırsın, oyuncu olmak istesen ancak sit-com da oynayabilirsin, ayrıca iradesizsindir, boğazını tutamıyorsundur kısaca sen kilolarınla hayatta sınıfta kalmaya mahkumsundur. 

İkna Psikolojisinde İkna Etme Yolları | ikna

Written by admin on . Posted in Psikiyatri

ikna etme sanatiİkna Psikolojisinde İkna Etme Yolları

İkna Etmenin 10 Sırrı İkna gücü yüksek kişiler, satışı, müşterilerini memnun ederek kapatmaya çalışırlar. Müşteri adayları, sattığınız şeye sahip olma konusunda heyecan duymaya başladıklarında, müşteriniz olurlar. Profesyonel satış elemanları, müşteri adaylarını satın almaya zorlayamayacaklarını bilirler. Önlerindeki en büyük engel, adayların satın almayı istemelerini sağlamaktır. Bu yüzden, satın alma arzusu yaratmak için pek çok yöntemden yararlanarak adayları memnun etmeye çalışırlar. Satış gücünüzü artırmak mı istiyorsunuz? O halde, ikna kabiliyetinizi geliştirmeniz gerekir. Peki, ikna kabiliyetinizi nasıl artırabilirsiniz? Müşterilerinizi satın almaya ikna etmede nasıl daha etkili olabilirsiniz? Aşağıda, Amerika’da yüksek ikna gücüne sahip satış uzmanlarının 10 sırrını bulacaksınız. Bunlar, ikna gücünüzü artıracak 10 yöntemdir.

1- Olumlu olun. Başarılı satış elemanları, olumlu kişilerdir. Kendileri, temsil ettikleri firmalar, sattıkları ürün ya da hizmetler, ikna etmeye çalıştıkları müşteri adayları ve yaşadıkları ülke hakkında olumlu düşünce ve yaklaşımlara sahiptirler. Her şeye olumlu bakarlar. Coşku, bulaşıcıdır. Yaşam ve yaptığınız iş hakkında heyecan duyduğunuzda, ikna gücünüz artar; çünkü diğer insanları da heyecanlandırırsınız.

Şizoaffektif Bozukluk | şizoaffektif

Written by admin on . Posted in Şizofreni

ŞİZOAFFEKTİF BOZUKLUK
Şizoaffektif bozukluk hem şizofreni, hem de duygudurum bozukluğu belirtileri gösteren hastalar için kullanılan bir tanıdır. Tanı kriterlerine göre; hastada duygurum belirtileri olmadan (manik veya depresif belirtiler) da en azından 2 hafta süren hezeyan ve halusinasyonların görülmesi gerekmektedir. Bu psikotik belirtilere ilaveten, ataklar halinde gelen depresif veya manik belirtilerin tabloya eşlik etmesiyle şizofreniden, duygudurum atakları arasındaki dönemlerde tam iyileşme olmaması ve işlevselliğin tamamen düzelmemesi açısından da bipolar affektif bozukluktan ayrılır. Yine de, şizofreni-bipolar bozukluk sınırında duran, her iki tarafa da tamamen girmeyen hastalar için kullanılan, tartışmalı bir tanı grubu olduğu da söylenmektedir.

Şizoaffektif Bozukluk | şizoaffektif

Written by admin on . Posted in Şizofreni

Şizoaffektif bozuklukta hem şizofreni, hem de affektif bozukluk (duygudurum bozukluğu) özellikleri vardır. Yaşam boyu prevalansı %0,5 – 0,8 arasındadır. Şizoaffektif bozukluk bulgu ve belirtileri şizofreni, manik epizotlar ve depresif Bozuklukların bulgu ve belirtilerinin hepsini kapsar. Şizoaffektif bozukluğu olan hastalar arasında intihar insidansı en az %10’ dur. Şizoaffektif bozukluk için önemli tedavi yöntemleri hospitalizasyon, ilaç kullanımı ve psikososyal girişimlerdir.